Ana sayfa Etkinlik #TNWEurope 2016: “Kendini/İnsanı iyi tanı, ne yapmak istediğini bul”

#TNWEurope 2016: “Kendini/İnsanı iyi tanı, ne yapmak istediğini bul”

531
0
PAYLAŞ

Bu yıl Amsterdam’da düzenlenen TNW Europe Konferansındaki konuşmacıların büyük bir kısmının katılımcılara kendi tecrübelerini aktardıkları sunumlarının özü ve özeti buydu: İnsanı iyi tanıyın, ne yapmak istediğinizi bulun ve bedelini ödeyerek yolunuza devam edin.

Dünyanın birçok yerinden gelen katılımcıların büyük bir çoğunluğunu “genç girişimciler” ve techgeekler oluştursa da yatırım peşinde koşan yaşını başını almış ihtiyar delikanlıları etrafta görmek mümkündü.

TheNextWeb öncülüğünde düzenlenen TNW Konferanslarına dünyanın en etkili teknoloji festivallerinden biri diyebiliriz. Sosyal medya devlerinden, dünya çapında başarı hikayelerine sahip devasa firmaların CEO’larının yanında birçok startup da hem sahnelerde boy gösterdi hem de açtıkları standlarda yeni ürünlerini tanıttı. Aşağıda 2 günlük festivalin hızlı bir özetini bulabilirsiniz.

“Karmaşa güvenliğin düşmanıdır”
Mikko Haypoonen, F-secure

Mikko Haypoonen, güvenlik sorunsalı, siber savaşlar, hackerlar, dünya çapındaki büyük güvenlik açıkları ve devasa siber saldırılar üzerinde durdu.

Hypoonen’in en büyük vurgusu siber güvenliğin basit bir düzlem üzerinde ve sağlam bir şekilde inşa edilmesi gerektiğiydi. Ona göre, karmaşa güvenliğin en önemli düşmanı. Zira karmaşık yapılar arasında sızılacak bir delik muhakkak bulunur ve bu yapıyı inşa edenlerin “sızma” gerçekleşene kadar bunu fark etmesi güçtür.

Hypoonen, özellikle bankacılık sektöründeki güvenlik açıklarını, örneğin hackerların bankacılık sistemine doğrudan bankaya değil müşteriye ait bilgiler üzerinden sızdıkları bilgisini gerçek olaylar üzerinden — Ukrayna’nın elektrik dağıtım şirketinin hacklenmesi sürecini örneğin — tüm ayrıntılarıyla anlattı. Sözünü ettiği “sızma”da yer alan Mscout.exe malware’i ve kullanılan şifrenin tüm dünyayı sarsan Interview filminin sızdırılması olayında da kullanıldığını açıklaması kaydadeğerdi.

Haypoonen “siber savaşlar” efsanesi hakkında da konuştu. Efsane diyorum zira kendisi büyük çaplı siber savaşların olduğunu düşünmüyor. “Siber savaş” olarak nitelenen vakaların birçoğunun ve büyük sızmaların devletler, yani istihbarat teşkilatları tarafından yapıldığını ve bunun gayet doğal olduğunu, tüm hadisenin “ajanların” mesleklerini icra etmesinden ibaret olduğunu söyledi. Eğer bir “siber savaş” söz konusuysa bunun gelecekte ve bugün ne şekilde olacağını öngöremeyeceğimiz bir şekilde “online” olarak gerçekleşeceğini belirtti.

“Para Avrupa’da kalmalıydı”
Kees Koolen, Booking.com, Uber, EQT Ventures

Uber, Booking.com, King… Dünya çapında ses getiren projelerde bulunan, Uber ve Booking.com’un eski CEO’su ve kurucu ortağı Kees Koolen bu oyun değiştiren “yeni şeyler”in nasıl ortaya çıktığının hikayesini anlattı.

Koolen, uluslararası bir şirket olup yeni şirketler ve personel ekleyerek büyümenin mümkün olduğunu ancak “paranın Avrupa’da kalması gerektiğini” düşünerek tüm operasyonu Avrupa’da örgütlerini dile getirdi. Yine Koolen’a göre Avrupa’da kalarak başarılı olunabiliyorsa dünyanın her yerinde başarı mümkün. Çünkü Avrupa’nın çokkültürlülüğü dünyanın dört bir yanındaki insanların taleplerinin bir özetini sunuyor.

Koolen, Booking.com ve Uber’in başarısını iki anahtar unsura bağlıyor: İyi ürün, uygun zamanlama. Başarının sırrı burada ama bu “yeni şeyler” yeni sorunlarla birlikte geliyor. Koolen’a göre, özellikle Uber’de yasal olarak ne tür meydan okumalarla karşılaştığının detayına çokça girmese de ona göre “müşteri onaylar ve talep ederse her şey çözüme kavuşur.” Ayrıca “yenilik”lerin kanunda yeri doğal olarak olmadığı için yaptıklarının normal şartlar altında yasadışı olmadığını ama yasal da olmadığını dolayısıyla bu kuralların ve yol haritasının aşama aşama ortak karar alma yoluyla şekillendiğini belirtti.

“Gerçekçi olun, kendiniz olun”
Gary Vaynerchuck, Vaynermedia

Gary Vaynerchuck bu yılki #TNWEurope’un en popüler isimlerinden biriydi. İsmini ilk kez duyanlardansanız Vaynerchuck veya sanal adıyla GaryVee’nin bir girişimci, çoksatar yazar, sosyal medya üstadı olduğunu söyleyelim.

İnternetin ilk yıllarında, 1997’de WineLibrary.com’u kuruyor ve babasının “likör” işini geliştiriyor. 2006’da Wine Library TV ile şöhreti yayılıyor ve bu noktadan sonra kendi başarı hikayesi üzerinden takipçilerine “kendilerini pazarlamayı”, kendi kendilerinin CEO’su olmayı bir pop kralı gibi özellikle YouTube (#AskGaryVee) ve aklınıza gelen hemen tüm sosyal medya araçları üzerinden anlatıyor ve tabii yazıyor.

GaryVee #TNWEurope 2016’da sunumunu yaparken.

The Wolf of Wall Street’in (2013) hırslı stock-broker’ı Jordan Belfort’u (Leonardo DiCaprio) hatırlayın. Gary Vaynerchuck’ı ilk kez dinleyenlerde mutlaka Belfort’un vücut bulmuş haliyle karşılaşıyorsunuz. Yani kusursuz bir hırs söylemi her ifadesine yansıyor. Bu haliyle tabii ki sinir bozucu.

The Wolf of Wall Street’in (2013) en güçlü sahnelerinden biri. Jordan Belfort (Leonardo DiCaprio) ekibini “motive ederken”: “Acımasız olun”

Vaynerchuck’ın üslubu rahatsız edici olsa, kendinizi sinir bozucu bir “kişisel gelişim” seansında hissetseniz de söyledikleri küçümsenecek cinsten değil.

Vaynerchuck sunumunda içinde yaşadığımız ve her şeyin iç içe geçtiği medya dünyasında yol almanın sırlarını paylaşırken yaptığı işin çok basit olduğunu söyledi:

İnsan davranışlarını iyi takip etmekten başka bir iş yapmıyorum.

Genel olarak sunumunu bu çerçeve içinde sürdüren GaryVee, tam da bu işler (sosyal medya, uygulamalar, tastamam teknoloji) içinde “özfarkındalığımızı” kaybettiğimizi, “mobil cihazların günümüzün televizyonu haline geldiğini, televizyonların ise radyonun yerini aldığını” ifade etti. Tabii hayranlarını paylamayı da ihmal etmedi: “Çok sabırsızsınız. Ben on yıl b.k yedim, sabırlı olun.”

Facebook’ta ürün geliştirmenin yol haritası
Jolie Zhou, Facebook

Jolie Zhou, #TNWEurope 2016’da Facebook’taki ürün tasarım sürecini anlatırken.

Facebook ürün tasarımlarının başındaki isimlerden olan Julie Zhuo, Facebook’ta ürün tasarlarken izledikleri yolu adım adım anlattı: “Facebook olarak ürünlerimizin merkezinde insan var. Daha fazla insana nasıl ulaşırız, insanları nasıl mutlu edebiliriz?”

“İnsan ne ister?” Ürün tasarımlarının temel sorusu da bu. Zhuo ilk soruyu “Ne tür insan sorunlarını çözmeye çalışıyoruz?” olarak özetledi ve önce sezgiler, sonra küçük çalışma gruplarıyla oluşan “taslakları” kendi deneyimlerinden örneklerle anlattı. Örneğin:

  • “Haber/ bildirimlerde istediğim haberleri görmüyorum.” Facebook’ta ‘grup önerileri’ böylelikle şekillendi: aradığın insanlar burada.
  • “Kendimi daha hızlı, daha kolay ve tam istediğim gibi ifade etmek istiyorum.” Emojilerin çeşitliliği ve stickerlar bunun için var.
  • “Anında, kendiliğinden ve gerçekçi bir şekilde paylaşım yapmak istiyorum.”#FacebookLive bu şekilde ortaya çıktı.

“Sorunlar ve çözümler için kanıtlara ihtiyacımız var”
Zhuo’nun sunumunun en dikkate değer noktası verilerin ürün tasarımlarındaki kaçınılmaz rolüydü. Sezgilerle, grup çalışmalarıyla, kişisel deneyimlerle insanın/kullanıcının ne istediği bir yere kadar tespit edilebilir ama istatistiklerden oluşan devasa ve kompleks bir veri haritası çıkmadan adım atmamak en doğrusu.

Zhuo, sorunları tespit ederken de, sorunları çözüp çözemediğimizi teyit için de kanıtlara ihtiyacımız olduğu görüşünde: “Ölçülebilir hedefler”le yol almak en doğrusu.

“Aşırı olmalı, saygısız olmalıyız”
Nelly Ben Hayoun, SETI Institute & WeTransfer

Yukarıdaki tanıtım 1958 tarihli The Blob’a ait. Türkçeye “Şekilsiz Kabus” olarak çevrilen kült korku filminde, uzaydan düşen jöle kıvamında bir yaratık önüne gelen her şeyi bünyesine katarak büyür ve dünyayı ele geçirmeye çalışır.

Nelly Ben Hayoun sunumuna The Blob’la başladı ve W. Burroughs’dan, Artoud’ya, Baudrilliard’dan (“Nothing has any meaning today”) Arabistanlı Lawrence’a uzanan nefes nefese bir panoramayı kafamıza kazıdı.

Kafamıza kazıdı diye boşuna demiyorum, soluk soluğa kaldığı cümleleriyle bize saldırdı ve her alanda yayın yapmayı, her mecraya saldırmayı, yapışkan bir virüs gibi her sahaya “saygısızca” yayılmayı salık verdi: “1958’de The Blobvardı, 2016’da Google Trends var.”

“Nesneler aptaldır”
Rafael Rosendaal, NewRafael

Rafael Rosendaal aka NewRafael, #TNWEurope 2016

Tam da Hayoun’un sunumunun yansıması gibi Rafael Rosendaal birçoğumuza garip gelecek işleriyle sahnede yerini aldı. Rosendaal çok “özel” websiteleri inşa ediyor ve websitelerini kendi başına apayrı bir tasarım alanı olarak kullanıyor.

Örneğin, papertoilet.com (tuvaletkağıdı.com). Sadece bir tuvalet kağıdı rulosundan oluşan bir tuhaf site. Kendi deyimiyle, Google farkedene kadar sadece bu siteden 20–30 bin dolar civarında gelir elde etmiş.

Bir başka örnek: Abstractbrowsing.net. Bu Rosendaal’in geliştirdiği birChrome eklentisi. Bu eklentiyle tüm internet imajlardan ve metinlerden arınıyor, geriye sadece renkler ve şekiller kalıyor.

Rosendaal hazırladığı sitelerde nesnelerden ziyade — “Nesneler aptaldır” — renkler ve şekillerle oynayarak, kendi formülasyonlarını kullanarak kullanıcıyla etkileşime geçen, değişerek sürekli yenilenen tabiri caizse bir tekno-sanat icra ediyor.

Rosendaal’ın websitelerinin hemen hemen tamamı sanatseverler tarafından satın alınmış durumda. Ayrıca benzer tarzda, renklerden ve şekillerden oluşan çalışmaları reklam panolarında da sergilenmiş. Bunlardan biri de kendi tabiriyle cehennemin manifestosu olan Time Square’de gerçekleşmiş. Time Square’de her gece yarısı 3 dakika sanata ayrılıyormuş ve Rosendaal’in çalışması da burada yer almış. Rosendaal’in sunumu #TNWEurope’un en keyifli ve renkli sunumlarından biriydi.

Başka kimler vardı?

Google Docs’un ilk gününden şu an kullandımız haline hangi aşamalardan geçerek geldiğini anlatan ve tüm sunumunu harika bir şekilde “kaydet butonu”nu nasıl yok ettikleri üzerine kuran Google Sheets’in mimarıJonathan Rochelle; Street Fighter’dan FBI sorgusuna ve “teknolojiden uzaklaştırma” cezasına kadar kendi kişisel “hack” tecrübelerini anlatanSamy Kamkar; kişisel gelişim uzmanı veya deyim yerindeyse yeni çağ filiozoflarından (konuşmasının tüm ayaklarını Stoacılık oluşturuyordu) bir başka çoksatar yazar Ryann Hollyday; ve son olarak düğün videolarından YouTube starlığına uzanan öyküsüyle Casey Neistat’ı da #TNWEurope 2016’nın en kayda değer duraklarından olduğunu belirtmeliyim. Özellikle Neistat’ın aşağıdaki filmini henüz görmediyseniz izlemenizi tavsiye ederim. Mümkünse hikayesini de okuyarak.

 

NOT: Bu izlenim ilk olarak Mustafa Fuat Er‘in kişisel blogunda yayınlanmıştır. Kendisine paylaşmamıza izin verdiği için teşekkür ederiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.